Koleksiyonda üç tanıdık yüz tekrar tekrar karşımıza çıkıyor: silindir şapkalı Bay Monopoly, dünyanın en zengin çocuğu Richie Rich ve altın dolu deposunda yüzen Varyemez Amca. Bu karakterler nereden geliyor ve lüks çantalarla neden bu kadar iyi anlaşıyorlar?
Kimi eserde mini bir Hermès Kelly'yle, kimi eserde bir Goyard ya da Louis Vuitton çantayla yan yana... Koleksiyonu gezen herkes aynı üç karakterle birden çok kez karşılaşıyor. Üçü de bir çocukluk anısı kadar tanıdık ve üçü de aynı konuyu anlatıyor: para.
Üç karakter, üç ayrı kuşak
Bay Monopoly, İngilizce adıyla Rich Uncle Pennybags, 1936'da Monopoly'nin kartlarında ortaya çıktı. Silindir şapkası, beyaz bıyığı ve bastonuyla yüzyılın başındaki sanayi zenginlerinin bir karikatürüydü ve zamanla oyunun simgesi hâline geldi.
Varyemez Amca, yani Scrooge McDuck, 1947'de Carl Barks'ın kaleminden doğdu. Dünyanın en zengin ördeği; altın paralarla dolu deposunda yüzmeye bayılan ama tek kuruşunu harcamaya kıyamayan bir cimri.
Richie Rich ise 1953'te Harvey Comics'in sayfalarında çıktı karşımıza: "dünyanın en zengin çocuğu", ama parası kadar iyi kalpli bir çocuk olarak.
Üçü farklı kuşakların çocukluğuna ait, ama ortak bir dilleri var: zenginliği ciddiye almadan anlatıyorlar. Bu karakterlerde para bir güç gösterisi değil, bir şaka; bir yığın altın, bir silindir şapka, cüzdandan taşan banknotlar.
Pop sanatın eski bir alışkanlığı
Çizgi karakterleri ve markaları sanatın konusu yapmak yeni bir fikir değil. Roy Lichtenstein 1961'de Miki Fare ile Donald Duck'ı resmettiği Look Mickey ile çizgi romanı galeriye taşıdı; Andy Warhol bir yıl sonra Campbell çorba kutularını sergiledi. İkisinin sorusu da aynıydı: herkesin her gün gördüğü, "sanat" sayılmayan imgeler sanatın malzemesi olabilir mi?
Bugün herkesin tanıdığı imgelerin arasında çizgi karakterler kadar lüks markaların desenleri de var. Bir Louis Vuitton monogramı ya da Goyard'ın iç içe geçen zikzakları, bir çizgi film kahramanının yüzü kadar kolay tanınıyor. Koleksiyondaki eserleri bu geleneğin içinden okumak mümkün: ikisini aynı karede buluşturmak, zenginliği hem gösteren hem de ona gülümseyen bir kompozisyon kuruyor.
Bir eserde neye bakmalı?
Bir sonraki eseri incelerken şu ayrıntılara göz atmanızı öneririz:
- Karakter ile nesnenin ilişkisi. Karakter çantayı taşıyor mu, ona sarılıyor mu, yoksa onun bir parçası mı? Aynı iki öğe, aralarında kurulan ilişkiye göre bambaşka bir hikâye anlatır.
- Ölçek. Aynı karakter mini bir çantada ve büyük bir tote çantada aynı şeyi söylemez; nesnenin boyutu, karakterin sahnedeki ağırlığını değiştirir.
- Tekrar. Aynı karakterin farklı eserlerde farklı markalarla buluşması bir seri gibi okunabilir. Eserleri yan yana görmek, her birini ayrı ayrı görmekten fazlasını anlatır.
Koleksiyonun tamamını ürünler sayfasında bulabilirsiniz.